Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

hatıralar

Eylül 2007 tarihli yazilar Eylül 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

yeniden merhaba

gene tepelerdeyim....

güneş batmak üzere.ufuktaki kızıl guruba bakıyorum.

o gideli bir yıla yakın oldu.onu görme arzusu içimde sanki bir yanardağ.
canımı çok acıtan bu yanardağa alışamadım bir türlü.gün batımlarında
öylece dalıp gidiyorum ufka bakarak.bu yaz gelmediler….
öğretmen beni o sene bir çok sınava soktu.gerçekten zekimiydim yoksa
şansım mı güldü bilmiyorum.girdiğim bütün sınavları kazandım.bir çok
okula gitme fırsatı yakaladım.köyümüzden o günedek daha ortaokula
giden biri bile çıkmamıştı.bense öğretmen liselerine gidecektim yaklaşık
bir hafta sonra.ne yalan söyleyeyim köyde herkes beni konuşuyordu.
havamdan geçilmiyordu diyeceğim ama hava atmasını ne beceren nede
seven biri olmadığım için sadece beni nelerin bekleyeceğini merak ederek
geçirdim son günlerimi.birde tepelerde kuzuların peşindeyken özellikle
gün batımlarında onu düşünerek…..      

kısa bir mola..!

çocukluk anılarıma bir süre ara vereceğim.

uzun bir süre olacağını sanmıyorum bu aranın.

bu arada yazılarımı takip eden herkese teşekkür ederim

su'ya yorumları için ayrıca teşekkür ederim.

sizlerin yorumları benim için önemli.bilmenizi isterim.

yazılarımı okumaya devam edecekler için ilerde hem

duygu yoğunluğu açısından hemde hayata dair güzel

ve doyurucu yazılarımı bulabileceklerine ben

yürekten  inanıyorum.

anlatacaklarıma daha yeni başlıyorum....!

görüşmek dileğiyle..

 

çocukluğum 5

günler geçiyordu.ve bizi birbirimize çok kuvvetli duygularla bağlıyordu.
bir gün okuldan dönüşteydim.gene o adeta beni beklercesine kapılarının
önündeydi.beni görünce bana bir şeyler söyledi ve koşarak içeri girdi.
bende bekle bende size geliyorum dedi sandım.ve evden bir şey almaya
girdi diye düşünüyordum ki.yanımdaki okul arkadaşları almanca konuştu
o dediler bana.tam ne olup bittiğini anlamaya çalışırken onunla birlikte 
kapının önünde duran küçük bir kız yanıma geldi ve dediki ne söylediğini
söyleyeyim mi dedi.söyle dedim.seni sevdiğini söylememi istedi dedi.
yüzüm kızarmıştı gene.yanımdaki arkadaşların şımarık hareketlerine bile
kızamamıştım.aptallaşmıştım.hiç bir şey söyleyemedim.
o yaz sonu sonbahar başlangıcıyla ilgili çok şey var anlatacak ama ben
son bir şey daha anlatıp sonlamak istiyorum çocukluğumun bu bölümünü.
sabah erken okula gitmem gerekiyordu.çünkü okul nöbetçisi bendim.
hava alacakaranlıktı.güneşin doğmasına daha çok vardı.şimdi yazarken
anılarımı bazen ben bile yaşanılanlara inanmakta zorlanıyorum.kaldıki
çoğu ayrıntıyıda unutmak üzereyim.ama hepsi katıksız gerçekler…
o saatte de karşına çıkmadı herhalde diyeceksiniz belki . Ama
çıktı işte günün o saatinde bile karşıma çıktı inanın.yola indi karşıma 
dikildi..bu gün gidiyoruz biliyormusun dedi.biliyordum.uçak yolculuklarından
bahsetti.biraz konuştuktan sonra allahaısmarladık dedi ve elimi sıktı.
sonra arkasını dönüp yürümeye başladı.boğazım düğümlenmiş konuş
maya gücüm kalmamıştı.sadece izliyordum yaşananları.bir kaç
adım sonra durdu geri döndü ve taaa yüreğimi delip geçen bakışlarla
gözlerime baktı.seni seviyorum dedi ve tekrar arkasını dönüp koşarak 
uzaklaştı.bende seni seviyorum bile diyememiştim.hem geç kalmıştım
hemde arkasından bakakalmıştım….!
okul yolu bitmek bilmedi.içimde, karnımın ortasında bir acı vardı.hiç
gitmiyordu..oturduğu sıraya oynadığımız okul bahçesine bakıyordum.
hayalimden gitmiyordu bir türlü.okulun merdivenlerine oturdum.
daha iki gün önce bu merdivenlerde neler yaşamıştık.anlatayım…!
ama bu gerçekten son..:)
tenefüsteydik.ben merdivenlerin sonundaki korkuluklara yaslanmış
bahçeye bakıyordum.o da gene okula gelmişti.şimdi kızlarla oynuyordu
bir ara kızların ikisi yanıma geldi.sana bir şey diyecekmiş dediler.neymiş
dedim.gel seni çağırıyor dediler.ben ona doğru giderken oda bana doğru
gelmişti ve şu an yapayalnız oturduğum bu merdivenlere oturmuştuk.
bir şarkı söyleyeceğim ama seninde dinlemeni istiyorum dedi.olur
dedim ve " ayrılık kolay değil onu gel sen bana sor " diye bir şarkı vardı
o zamanlar çok dinlenen.o şarkıyı söylemişti…!      

çocukluğum 4

sonbahardı...

dalından düşen sararmış yaprakların kapladığı toprak köy yolunda sabahın erken saatlerinde

okula gidiyordum.gene o cici kızın kaldığı evin önünden geçecektim.onun bulunduğu bölgeye

yaklaşmak bile kalp atışlarımı hızlandırıyordu.son günlerde yemek yiyemiyordum.iştahım yoktu.

tabakta yemeklerim kalıyordu.içimde tarif edemediğim hisler vardı.bazen sızlıyordu içim.bazen

burkuluyordu.gene o hislerden vardı içimde tarif edemediğim.sabah kahvaltısını bile edememiştim.

gene aniden karşıma çıkıvermişti.yatağında mışıl mışıl uyuması gerekirken sabahın bu

erken saatinde karşılaşmamız herşeye rağmen harika bir şeydi." seni bekledim "dedi.şaşırmıştım.

şaşırıyordum.sevgimin karşılık bulduğunu düşünmeye başlamıştım."ben de okula gelebilirmiyim "

dedi. kararsızdım cevap vermekte.elbette gelebilirsin demek istiyordum içimden ama öğretmen

kızarmıydı bilmiyordum."bilmiyorum" dedim."bende geliyorum" dedi ve yanımda yürümeye başladı.

çok mutluydum.içim içime sığmıyordu.

o gün okula birlikte gittik.tüm derslerde yanıma oturdu.öğretmen de hiç bir şey demedi.o gün

öğretmenin sorduğu tüm soruları en güzel şekilde cevapladığımı hatırlıyorum.çünkü etkilemek

istiyordum onu.tenefüslerde bana almanca kelimeler öğretiyordu.bol bol konuşuyorduk.birlikte

oynuyorduk.gitgide birbirimize alışıyorduk....

çocukluğum 3

artık sabahın soğukları bile başka güzeldi...

üşümüyordum... güneşin doğmasını sabırsızlıkla bekleme sevdamdan vazgeçmiştim.

kırlardaki çiçekler her zamankinden daha güzeldi.

onu düşünüyordum.oynadığımız oyunları.bana gülümseyişlerini düşünüyordum.

onu düşündüğümü o bilmesede,ben onu düşünmekten büyük bir keyif alıyordum.

bulunduğum tepeden köyümüzün evlerini kuşbakışı görebiliyordum.ve o cici  kızın

oturduğu evide öğrenmiştim.bir akrabalarında kalıyorlarmış.yeni bir ev yapacaklamış

kendilerine.haberlerini alıyordum.

iki tane atımız vardı.biri beyaz diğeri kızıl renkli.ben beyaza binmeyi çok severdim.

o gün beyaz atla onların kaldığı evin önünden geçiyordum.birden karşıma çıktı...

attan korkmamıştı.önümüzü kesmişti ellerini iki yana açarak.ve gülen gözleriyle

bana bakıyordu.kalbim duracak sandım.hiç beklemiyordum.nerden görmüştü beni

nasıl olmuştu çözemedim.ama karşımdaydı işte..bakışlarımı ben kaçırdıkça o daha bir

cesaretle bana bakıyordu."bende binebilirmiyim " dedi.tabi dedim.yüksek bir yere yaklaştırdım atı,

duvarın üzerine çıkıp kollarıyla belimden sarılarak atın arkasına binmişti.korkmuyordu düşmekten.

belkide bana güveniyordu.onu düşürmeme izin vermeyeceğimi sanıyordu.bu kadarı çok fazlaydı.nefesim

duracak sanıyordum.düşlediğim düşündüğüm o kız şimdi belime sarılmış arkamdaydı...

çocukluğum 2

               

uyanıyorum.her taraf karanlık.henüz sabah olmamış.

annem hadi kalk oğlum kuzular seni bekliyor diyor.

anne biraz daha uyuyayım ne olur diyorum ve tekrar uyandıralıcağımı bildiğim tatsız tarifsiz bir duyguyla

tekrar uykuya dalıyorum.tekrar uyandırıldığımda

inatlaşarak annemide üzmemek adına sıcacık yatağımdan

kalkıyorum.pantolonumu ve çarlinin meleklerinin resimleri

olan tişörtümü giyerken aslında hala uyuyorum.

annemim hazırladığı yiyecek torbası elimde önümde

kuzular kırlara doğru uzaklaşıyorum.alacakaranlık,

hava soğuk.güneş çıksın ısınırım elbet.uyku gözümden akıyor.ama kuzuları kaybederim korkusu uyumama
engel oluyor.

eve döndüm.öğlen suları.bizim evde bir hareketlilik var.

misafir gelmiş.yabancı olduğu herhalinden belli güzel

ve kırmızı bir araba var evin önünde.eve giriyorum.bunlar

uzaktan akrabalarımız oluyormuş.almanyadan gelmişler.

kısık bir sesle hoşgeldiniz diyorum ve sedirin bir köşesine oturuyorum.birden tam karşımdaki

sedirde oturan çok cici çok tatlı çok şeker çok bakımlı

çok temiz giyinmiş anlatamam işte,bir kızın bana bakıp

gülümsediğini görüyorum.içime anlatılması zor bir sıcaklık duygusu geliyor.ne yalan söyleyeyim direk gözlerine

bakamayacak kadar utanıyorum.bakışlarımı kaçırmak

zorunda kalıyorum.yüzüm alev alev yanıyor. Hissediyorum

yüzümün kızardığını.ama o bana bakmaya ve gülümsemeye devam ediyor.sohbetin ilerlediği bir ara yanıma 
gelip oyanayalım mı diye oturuverdi.titrek bir sesle tabi dedim.kalbim güm güm atıyordu.benim saçlarım uzun

bakımsız ve dağınıktı.onun çok güzeldi.gözleri gözlerime

çok yakından bakıyordu.sanki gözlerinin içinde bir

okyanus vardı.gözlerimin içine bakıyordu.çok tatlıydı ya.anlatamam.oynarken elleri ellerime değiyordu.ve hala
ellerimin titrediğini şimdi yaşanmış gibi çok net hatırlıyorum.yemekten sonra gittiler.
artık sabahları nedense çok rahat kalkıyordum.annem beni uyandırmakta zorlanmıyordu.akşam yattığımdada
sabah kalktığımda da o kız hep gözümün önündeydi.hiç gitmiyordu….!
DEVAMI YARIN…!            

çocukluğum 1

ıssız tepelerdeyim...dağların gökyüzüyle birleştiği o keskin çizgilerde şimdi kapkara bulutlar var... gök gürlediğinde sanki yer yarılacak ve beni yutacak sanıyorum.şimşekler çakıyor.gözlerimin önünden kıvılcımlar geçiyor.korkuyorum.kuzular kaçışıyor.bu ürkütücü yalnızlıklta tek dostum çoban köpeği havlıyor.iç karartıcı bir sessizlik...ardından tekrar gök gürültüleri şimşekler.... derken bardaktan boşanırcasına bir yağmur başlıyor.sıgınacak bir ağaç altı arıyorum.henüz 8-9 yaşlarındayım.yüzümdem kayıp giden yağmur damlaları tenimin tuzunu dudaklarımın arasından zorla dilime tattırıyor.sırıksıklam olmuşum.üşüyorum....titriyorum...korkuyorum...

DEVAMI YARIN...!